Başarmak İçin Oyunda Kalın

Başarmak İçin Oyunda Kalın

“Başarmak için ilk yapmanız gereken şey oyunun içinde olmaktır, oyunun dışında kalmak ve oyunu seyretmek değil. Oyunun içinde olan başarır ve alkışlanır. Oyunun dışında olan ise sadece seyreder ve alkışlar. Yapacağı tek şey budur. İşte bu sebeple; ya içindesindir hayatın yada dışında. Sen yeter ki oyunu kuralına göre oyna. Seyirci olma, oyunda ol. Çünkü; fark orada.”

 

İlhan Ürkmez

Başarı Koçu, Danışman, Yazar ve Eğitim Uzmanı

 

A takımlarının maçları oynanmadan önce, her iki takımın Genç takımları kendi aralarında maç yaparlardı.

Genç takımın kadrosundaki çocukların çoğu birinci ve ikinci sınıf öğrencileriydi. A takımının kadrosundaki çocukların çoğu ise üçüncü sınıf ve son sınıf öğrencileriydi. Genç takımdan iki veya üç çocuk, A takımının maçlarında kadroya alınırdı fakat oynatılmayarak kenarda oturtulurdu. A takımın maçı kaybettiği kesin olmadığı sürece, takım ister önde olsun, ister geride,  genç takımdan gelen oyuncular maça alınmazlardı.

Genç takım oyuncularının arasında, en az A takımındakiler  kadar iyi olanlar, onlar kadar iyi olmaya yaklaşanlar ve hatta muhtemelen onlardan daha iyi oynayanlar da vardı. Ne var ki son sınıf öğrencileri daima ikinci sınıf öğrencilerine tercih edilirdi. Genç takımda  oynayan her çocuk, A takımında oynamak için her şeyini verirdi.

Genç takımın maçının son çeyreğinde, A takımı oyuncuları kendi maçları için hazırlanmaya başlardı. O gece genç takım maçı kazandıktan ve soyunma odasında toplandıktan sonra, takımın koçu, ikinci sınıf öğrencisi olan, başarılı genç takım oyuncularından birinin yanına gitti ve “Ozan, senden bir iyilik yapmanı istiyorum. Volkan ayakkabılarını unutmuş. Ayakkabı numaralarınız aynı. Bu geceki maç için ayakkabılarını ona ödünç ver” dedi.

Ozan koç`a baktı ve “Olmaz,” dedi.

“Olmaz da ne demek?” dedi koç.”Ayakkabılarını Volkan`a ver.”

“Koç,” dedi Ozan. ”Ben de Volkan gibi savunmada oynuyorum. O oynamayacaksa, ben oynarım.”

“Sen hiç ana takım maçına çıkmadın. Bu büyük bir maç. Takımın Volkan`a ihtiyacı var. Bu maç çok önemli. Ayakkabılarını ver. Hemen!”

“Demek ki bu maç Volkan için o kadar da önemli değilmiş. Maça çıkmaya hazırlıklı gelmemiş. Ben geldim. Maça çıkmaya hazırım. Ayakkabılarımı ona vermeyeceğim.”

“Bu yüzden takımdan atılabilirsin Ozan. Lütfen ayakkabılarını Volkan`a ver.”

“Olmaz. Ayakkabılarımı ona verirsem,  bu benim oynamak istemediğim anlamına gelir. Böyle bir şey yapmayacağım.”

Ozan, takımdan atılmadı. Koç, Volkan`ın ayakkabılarını unutmasına çok kızdı. Ozan`ın cesaretinden çok etkilendi. Ozan maça çıktı ve maçın yıldızı oldu. Koç, sonraki maçta da Ozan`ı A takımında çıkardı. Ozan yine iyi bir oyun çıkardı. Ozan, mezun olana kadar diğer tüm A takımı maçlarında, maça başlayan kadronun içinde yer aldı. Volkan ise mezun olana kadar yedek olarak kenarda oturdu. Sadece maçı seyretti. Çünkü; sonucu değiştirecek oyuncuların arasında yani oyunda değildi.

Ya içindesindir hayatın ya da dışında. Sen yeter ki oyunu kuralına göre oyna. Seyirci olma, oyunda ol. Çünkü; fark orada.

Siz, siz olun oyunda olmak ve orada kalmak için daima oyuna hazır olun. Öğrenin, gelişin ve değişin. Kişisel gelişiminize yaptığınız her katkı sizi oyun da tutarken, bu katkıyı yapmayanları da oyunun dışına atar, bu gerçeği asla unutmayın.

Yaptığınız her işe ve gerçekleştirmeyi istediğiniz her hedefe zihnen, bedenen ve beynen hazır olun. Başarı her zaman hazır olan beyinden, hazır olan bedenden ve hazır olan zihinden yanadır. İşte bu sebeple; oyuna çıkacağınız ayakkabıları asla unutmayın.

Unutursan, seyirci olursun. Sen, başkalarını alkışlarsın. Unutmaz ve her zaman hazır olursan da oyunda olursun ve alkışlanırsın. Çünkü; bu oyunun kuralı oyunda olanın  alkışlanmasını söyler, oyunun dışın da kalanın ise alkışlamasını…

 

Bu gönderiyi paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir